İş Sağlığı ve Güvenliği, işyerinde oluşabilecek kazaları, meslek hastalıklarını ve işin yürütülmesinden doğan riskleri önceden görüp yönetme işidir. Bu alan; üretim, bakım, ofis çalışması, depo, saha operasyonu, taşeron yönetimi, insan kaynakları ve idari süreçlerin tamamına temas eder. Uluslararası Çalışma Örgütü İSG’yi işyerindeki sağlık ve güvenliğin bütün yönleriyle ilişkilendirir ve temel amacını iş kazaları ile meslek hastalıklarının önlenmesi olarak açıklar. Türkiye’de ise temel çerçeve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çizilmiştir.
İSG’nin işyerindeki pratik karşılığı nedir?
İSG, yalnızca koruyucu ekipman temin etmek ya da birkaç eğitim düzenlemekten ibaret değildir. İşyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, risk değerlendirmesinin yapılması, uygun önlemlerin seçilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, sağlık gözetiminin sağlanması, acil durum hazırlığının kurulması, kayıtların tutulması ve sistemin düzenli olarak gözden geçirilmesi birlikte ele alınır. Kanunda “risk”, tehlikeden doğabilecek zarar ihtimali olarak; “risk değerlendirmesi” ise tehlikelerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması için yapılması gereken çalışmalar olarak tanımlanır.
İşveren açısından önemli nokta, önlemin sırasıdır. 6331 sayılı Kanun’un risklerden korunma ilkeleri; riskten kaçınmayı, riskle kaynağında mücadele etmeyi, tehlikeli olanı daha az tehlikeli olanla değiştirmeyi ve toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerinden önce yer vermeyi esas alır. Bu yaklaşım, İSG’nin neden sadece baret, gözlük ya da uyarı levhası düzeyinde ele alınamayacağını gösterir.
İSG kimleri ilgilendirir?
Kanun, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine; işverenleri, işveren vekillerini ve çıraklar ile stajyerler dâhil çalışanları kapsayacak şekilde uygulanır. İstisnalar sınırlıdır; ev hizmetleri, çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına üretim yapanlar ve kanunda açıkça sayılan bazı özel alanlar kapsam dışındadır. Bu yüzden İSG yalnızca fabrika, şantiye ya da ağır sanayi konusu değildir. Ofisler, mağazalar, depolar, lojistik operasyonları, sağlık hizmeti alanları ve hizmet sektörü işyerleri de kendi risk profilleri içinde İSG yükümlülüğüne tabidir.
2026 itibarıyla önemli bir uygulama noktası daha vardır. ÇSGB’nin güncel açıklamalarına göre 31 Aralık 2024 tarihinin geçmesiyle birlikte kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri için de işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü yürürlüktedir. Bu işyerleri, şartlarına göre çalışanları arasından görevlendirme yapabilir, OSGB’den hizmet alabilir ya da belirli koşullarda işveren veya işveren vekili olarak hizmetin bir kısmını üstlenebilir.
İşverenin temel yükümlülükleri nelerdir?
6331 sayılı Kanun’a göre işverenin yükümlülüğü sadece genel bir dikkat borcu değildir; somut başlıklara ayrılmıştır. Temel çerçeve şu başlıklarda toplanır:
- Mesleki risklerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almak, organizasyonu kurmak, araç ve gereçleri sağlamak
- İşyerindeki İSG tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek ve uygunsuzlukları gidermek
- Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak
- Çalışanı işe ve göreve uygunluk açısından değerlendirmek
- İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerekiyorsa diğer sağlık personeli görevlendirmek
- Sağlık gözetimini sağlamak; işe girişte, iş değişikliğinde ve mevzuatın öngördüğü periyotlarda muayeneleri yaptırmak
- Acil durumları önceden değerlendirmek, plan hazırlamak, ekip görevlendirmek, araç-gereç sağlamak ve tatbikat yaptırmak
- İş kazaları, meslek hastalıkları ve ramak kala niteliğindeki olaylar için kayıt ve bildirim süreçlerini yürütmek
- Çalışanları riskler, önlemler, hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve eğitim vermek
Burada iki nokta özellikle önemlidir. Birincisi, dışarıdan uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İkincisi, İSG tedbirlerinin maliyeti çalışana yansıtılamaz. Bu iki ilke, hizmet satın alan işyerleri için de doğrudan bağlayıcıdır.
İSG uygulamada nasıl yürür?
Sağlam bir İSG yapısı, işyerine uygun bir akışla kurulur. En verimli yöntem, aşağıdaki sırayla ilerlemektir:
1. İşyerinin tehlike sınıfı ve çalışan yapısı netleştirilir
Tehlike sınıfının tespitinde işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır. Çalışan sayısı ve tehlike sınıfı; hizmet modelini, görevlendirme zorunluluğunu ve uzman/hekim çalışma sürelerini belirleyen ana veridir.
2. İSG profesyonelleri görevlendirilir
İşveren, gerekli niteliklere sahip personeli çalışanları arasından görevlendirebilir. Bu mümkün değilse hizmetin tamamı veya bir kısmı OSGB’den alınabilir. Bazı az tehlikeli ve küçük işyerlerinde, mevzuattaki özel şartlar altında işverenin hizmetin bir bölümünü üstlenmesi de mümkündür.
3. Saha esaslı risk değerlendirmesi yapılır
Risk değerlendirmesi, işyeri kurulurken başlar ve yaşayan bir doküman olarak sürer. İşyerinin taşınması, bina değişikliği, ekipman veya teknoloji değişikliği, üretim yönteminin değişmesi, iş kazası veya ramak kala meydana gelmesi, ölçüm ve sağlık gözetimi sonuçlarının bunu gerektirmesi gibi hallerde tamamen ya da kısmen yenilenmesi gerekir. Düzenli yenileme periyotları da tehlike sınıfına göre değişir.
4. Önlemler ve kayıt sistemi kurulur
Risk değerlendirmesi sonrası hangi teknik, organizasyonel ve operasyonel önlemlerin alınacağı belirlenir. Bu aşamada acil durum planları, eğitim programları, sağlık gözetimi, saha denetimleri, periyodik kontroller, kayıt ve bildirim akışları birlikte düşünülmelidir. Kanun; kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını da işverenin yükümlülüğü olarak sayar.
5. Sistem izlenir ve güncellenir
İSG, ilk kurulumdan sonra biten bir iş değildir. Sahada alınan tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı izlenir, uygunsuzluklar kapatılır, eğitimler yeni risklere göre yenilenir ve kayıtlar üzerinden sistem gözden geçirilir. Bu aşama kurul toplantıları, saha turu, uygunsuzluk takibi ve yönetim kararı gerektirir. Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde İSG kurulu oluşturulması da zorunludur.
OSGB ne zaman devreye girer?
İşyerinde gerekli niteliklere sahip personel bulunmuyorsa işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerekiyorsa diğer sağlık personeli hizmetini OSGB’den alabilir. Ancak burada doğru beklenti şudur: OSGB, işverenin yerine geçen bir taraf değildir; işverene mevzuata uygun ve uygulanabilir bir İSG sistemi kurması için profesyonel hizmet sunar. Yazılı olarak bildirilen tedbirlerin yerine getirilmesi, koordinasyonun sağlanması ve sistemin işletilmesi yine işveren sorumluluğundadır.
Hizmet alımında idari tarafın da doğru kurulması gerekir. ÇSGB kaynaklarında, görevlendirme ve sözleşme süreçlerinin İSG-KATİP üzerinden yürütüldüğü, OSGB yetki belgesinin kontrol edilmesi gerektiği ve OSGB’lerin hizmet coğrafyasının bulundukları il ve komşu illerle sınırlı olabildiği açıkça belirtilir. İstanbul, Kocaeli ve Tekirdağ gibi birbirine bağlı sanayi ve hizmet bölgelerinde hizmet planlanırken bu nokta pratik önem taşır.
En sık karıştırılan noktalar
İSG’nin zayıf uygulanmasının temel nedeni çoğu zaman mevzuatı hiç bilmemek değil, konuyu yanlış çerçevelemektir.
İlk karışıklık, İSG’yi yalnızca evrak üretimi olarak görmektir. Risk değerlendirmesi, eğitim kaydı, kurul kararı ve sağlık dosyası gereklidir; fakat bunların değeri sahadaki uygulamayı beslediği ölçüde yüksektir. Gerçek risk işin içinde dururken sadece dosya üretmek, denetim anında zayıf kalır ve kaza anında daha büyük hukuki sorun yaratır.
İkinci karışıklık, uzman veya OSGB görevlendirilince sorumluluğun devredildiğini düşünmektir. Kanun bu konuda açıktır; hizmet alınması işverenin sorumluluğunu kaldırmaz. Bu nedenle iyi İSG hizmeti, sadece sözleşme ve atama ile değil; önerilerin uygulanması, takibi ve karar mekanizmasına bağlanması ile anlaşılır.
Üçüncü karışıklık, ofis tipi işyerlerinde riskin düşük olduğu düşüncesidir. Az tehlikeli sınıf, risksiz işyeri anlamına gelmez. Ergonomi, ekranlı araç kullanımı, yangın, elektrik, düşme-kayma, stres, vardiya ve bina güvenliği gibi başlıklar ofis ve hizmet sektöründe de ciddi İSG konusu oluşturur.
Hizmet alırken hangi ölçütlere bakılmalı?
İşveren açısından doğru hizmet alımı, yalnızca fiyat karşılaştırması değildir. Aşağıdaki ölçütler doğrudan sonuç üretir:
- Yetki ve kayıt doğruluğu: OSGB’nin yetki belgesi, görevlendirilen profesyonellerin geçerli belgeleri ve İSG-KATİP sürecinin düzgün yürütülmesi kontrol edilmelidir.
- Saha uyumu: Hazırlanan risk değerlendirmesinin işin gerçek akışını, vardiyayı, taşeron yapısını, ekipman parkını ve fiziksel ortamı yansıtması gerekir.
- Sektörel uygunluk: Depo ile ofis, üretim ile lojistik, sağlık tesisi ile perakende işyeri aynı modelle yönetilmez. Hizmetin faaliyet konusuna göre şekillenmesi gerekir.
- Takip kabiliyeti: Uzman ve hekimin yazılı bildirimleri sonrası işveren tarafında aksiyon takibi kurulmuyorsa hizmet kâğıt üzerinde kalır.
- Bölgesel erişim ve hız: Özellikle İstanbul, Kocaeli ve Tekirdağ hattında faaliyet gösteren işletmeler için saha erişimi, ziyaret düzeni ve yerinde destek temposu önemlidir. Resmî kaynaklar da OSGB hizmet coğrafyasının dikkate alınması gerektiğini belirtir.
İşletme açısından doğru İSG modeli, mevzuata uyum ile operasyonel gerçeklik arasında çalışabilen modeldir. Sahaya inmeyen, işin akışını okumayan ve yalnızca dosya üreten yapı uzun vadede maliyeti azaltmaz; görünmeyen riski büyütür.
İş Sağlığı ve Güvenliği, işyerinde güvenli çalışmanın kurumsal çerçevesidir. Kanuni zorunluluk tarafı güçlüdür; fakat asıl etkisi operasyonun daha öngörülebilir, daha kontrollü ve daha sürdürülebilir hale gelmesinde ortaya çıkar. İşveren için doğru yaklaşım, İSG’yi dönemsel evrak ihtiyacı gibi değil, işin yönetim sistemi içinde çalışan bir yapı olarak kurmaktır. Bu yaklaşım yerleştiğinde denetim hazırlığı, çalışan sağlığı, saha disiplini ve iş sürekliliği aynı hatta toplanır.
Sık Sorulan Sorular
İSG sadece tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri için mi geçerlidir?
Hayır. 6331 sayılı Kanun kamu ve özel sektördeki bütün işlere ve işyerlerine uygulanır; istisnalar sınırlı olarak kanunda sayılmıştır. Az tehlikeli işyerleri de kapsam içindedir.
50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde 2026 itibarıyla iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi zorunlu mu?
Evet. ÇSGB’nin güncel açıklamasına göre 31 Aralık 2024 tarihinin geçmesiyle bu işyerleri için de işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü yürürlüktedir. Uygulama modeli, işyerinin şartlarına göre iç görevlendirme, OSGB hizmeti veya mevzuattaki özel şartlarla işveren tarafından üstlenme şeklinde olabilir.
OSGB’den hizmet alınca işveren sorumluluğu biter mi?
Bitmez. Kanun açık biçimde, dışarıdan uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını söyler. OSGB profesyonel destek sağlar; karar, kaynak, uygulama ve takip yükümlülüğü işverende kalır.
Risk değerlendirmesi ne zaman yenilenir?
Risk değerlendirmesi belirli aralıklarla yenilenir; ayrıca işyerinin taşınması, ekipman veya teknoloji değişikliği, üretim yönteminin değişmesi, iş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala gibi yeni risk doğuran hallerde de tamamen ya da kısmen gözden geçirilir. Bu yüzden tek sefer hazırlanıp rafa kaldırılan bir dosya mantığı mevzuata uygun değildir.
İşe giriş sağlık raporu kimden alınır?
Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları esas olarak işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için ise kamu sağlık hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden rapor alınabilmesine imkân tanınmıştır. Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde sağlık raporu olmadan işe başlatma yapılamaz.
İSG kurulu hangi işyerlerinde zorunludur?
Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulması gerekir. Kurul, işyerindeki İSG kararlarının düzenli ve kayıtlı biçimde ele alınması açısından önemli bir mekanizmadır.
